“Geçmişten günümüze değerlerimiz konuşuyor” Mustafa Turgat, “Ben Altay’la doğdum büyüdüm ve yaşıyorum”

Milliyet Ege Spor Servisi, yine bambaşka bir yayın formatı ile sizlerle. Türk futbolunun ve İzmir futbolunun iz bırakan isimlerini, Milliyet Ege Spor Müdür Mehmet Demirtaş ve yazar Fatih Tanfer, sizlerle buluşturuyor.

*Siyah beyazlı kulübe rahmetli ağabeyi Ahmet Turgat gibi ömrünü adadı. Adını Türk futbolunun unutulmazları arasına yazdırdı. Onun adı Mustafa Turgat…

* Ana rahmine Altay’da düştüm. Biz de siyah beyazlı forma hem sevda hem de aile geleneğidir…

* Ayfer Elmastaşoğlu, Altay’ın gerçek efsanesidir. Bizler ise onun açtığı yolda izini takip ederek Türk futboluna hizmet ettik…

Koronavirüs salgını sebebiyle dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de spor müsabakalarına verilen arada Milliyet Ege Spor Müdürü Mehmet Demirtaş ve usta kalem Fatih Tanfer, tarihin tozlu sayfalarını sizler için karıştırıyor. Türk futboluna hizmet etmiş, İzmir sporuna adını altın harflerle yazdırmış isimlerin hikayelerini, “Geçmişten Günümüze Değerlerimiz Konuşuyor” köşesi ile siz sporseverlere sunmaya devam ediyor. Aktif spor yaşantısına Altay’da başlayan, olgunlaşan ve siyah beyazlı renklere ömrünü adadığını belirten Mustafa Turgat, hem futbol kariyer geçmişini hem de sportif direktörlük hayatında elde ettiği başarıları siz sporseverlere anlatıyor. Buyurun, keyifli okumalar…

* Sevgili Mustafa Turgat, bize kendinizden bahseder misiniz?

1954 yılında İzmir, Alsancak’ta doğdum. Aynı zamanda Altay’ın içine de doğdum denebilir. Abim profesyonel futbolcuydu. Ben de çocukluğumdan bu yana hep futbolla iç içe oldum. 14 yaşında Altay’ın minik takımında oynamaya başladım. 16 yaşında genç takıma yükseldim. 18 yaşında ise A Takım’la maçlara çıkmaya başladım. 21 yaşında Ümit Milli Takım’da, 24 yaşında ise A Milli Takım’da oynadım. 28 yaşında biraz da mecburen Galatasaray’a transfer oldum. Altay o dönem benim transfer paramla uzun bir süre ekonomisini toparladı diyebilirim.
Zaten 30 yaşından sonra da futbolu bıraktım. Daha sonra Vestel Manisaspor’da sportif direktörlük yaptım. Manisaspor’u 2. Lig’den, 1. Lig’e çıkardık. 1. Lig’de de lider olduk.
Türkiye’nin en büyük antrenörleriyle çalıştım. Mustafa Denizli başta olmak üzere Levent Eriş, Ersun Yanal, Giray Bulak’la Manisaspor için görev aldık. 6.5 yıl Manisaspor’a sportif direktör oldum. Daha sonra Türkiye Futbol Federasyonu’nda görev almaya başladım. 12-14 yaş grubunun idaresini yaptım. Ardından TFF’deki görevimden de ayrılarak, İzmir’de yaşamımı sürdürme kararı aldım. Yuvama geri döndüm.

* Unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Profesyonel sporculuk kariyerimin yarısından fazlası Altay’da geçti. En güzel anılarım, unutulmazlarım orada.
Altay, tarihinde 2 defa Türkiye Kupası kazandı. Ben de 1980 yılında kazanılan kupada takımdaydım. O tarihi anlara tanıklık ettim. O kupada benim de terim var. Bu benim için çok değerli.
Toplamda 14 yıl Altay’a hizmet ettim. Altay’da futbol oynamadığım dönemlerde bile Alsancak Stadı’na giderdik. Antrenmanları izlerdik. Geçmişe dair unutamadığım anılarımdan biri de İsveç deplasmanında Ayfer Ağabey’in ayağının kırılmasıdır. Hala gözümün önünden gitmez. Kendi ayağım kırılmış gibi üzülmüştüm. Sabaha kadar Ayfer Ağabey’i hastanede bekledik. Kömür tozunda sahalarda da oynadım, çimde de. Bu, Altay formasıyla herkese nasip olmaz. Ağabeyimle de beraber top oynama fırsatı yakaladım.
Ağabeyim Altay’dan 1975 yılında Bursa’ya transfer oldu.
O dönem Bursa’yla hazırlık maçı yaptık. O maçta bir pozisyonda ağabeyimle karşılaştık ve ayağımın altında kaldı. Ben de “Ağabey kalk kalk, annem ve babam da maçı seyrediyor. Kötü olacaklar” dedim. Maçın hakemi de ,”Hepten mahalle maçına çevirdiniz” diye bana takılmıştı. Hoş bir anı olarak kaldı.

* Yeni nesile önerileriniz var mı?

Futbolda başarının mimarı, her zaman çok çalışmaktır. Bezmeden, yılmadan tekrar etmek, eksikliklerin üstüne yürümek gerekir. Gençlerin profesyonel bir spor ahlakına sahip olmaları gerekir. Dünyada futbol, sürekli olarak değişiyor. Onlar kesinlikle yeniliklerden geri kalmamalılar. Gençlerimizin doğru şekilde çalışmaları için de, kulüplerimizin onlara olanak sunmaları şart. Gerekli altyapı tesisleri, spor alanları oluşturmamız gerekiyor.
Kulüpler, altyapılara genellikle fazla önem vermiyorlar. Gereken önem verilmediği için de futbolda geri kalıyoruz. Ben TFF’de görevdeyken Türkiye’deki altyapı sorunuyla yakından ilgilendim. Birçok projemi tamamlayamadan da ayrılmak zorunda kaldım.
Gençler kesinlikle kendilerine sunulan imkanları en doğru şekilde değerlendirerek, eğitimlerini doğru planlamalılar.

* Türk futbolunun bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

Türk futbolunun başında yer alan isimler eğer gerçekten futbolu seviyorlarsa, futbolun gerçek anlamda içinden gelen isimleri yönetici yaparlar. Dünya futboluna baktığımız zaman bu dugerum böyledir. Bizde futbolun büyük bir bölümünü politikacılar yönetiyor. Futbolda eğitim eksikliğimiz bariz şekilde hissediliyor. Türkiye’deki antrenörlerin çoğu eğitici değil yarıştırıcı. Kimse bir şeyler üretmek istemiyor, herkes sonuçlarla ilgileniyor. Acı ama gerçek bunlar.

Vestel Manisaspor
efsanesinde
aslan payı onun

Vestel Manisaspor’da ki sportif direktörlük kariyerinde transfer ettiği oyuncularla takımın yaş ortalamasını 20’ye çekti. İşte Vestel Manisaspor’a transfer ettiği ve sonrasında da Türk futboluna kazandırdığı isimler; Ufuk Ceylan, Kenan Aslanoğlu, Arda Turan, Zafer Şakar, Uğur İnceman, Hakan Balta, Selçuk İnan, Ersan Gülüm, Nizamettin Çalışkan, Caner Erkin. Öte yandan Filip Holosko, Petr Johana, Michal Meduna, Lukas Zelenka’yı da Vestel Manisaspor kadrosuna taşıyarak, kulübün sportif başarısında pay sahibi oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Haberler

Başa dön tuşu