“Geçmişten günümüze değerlerimiz konuşuyor” Orhan Üstündağ “Altay forması bana, Allah’ın lütfu”

Milliyet Ege Spor Servisi, yine bambaşka bir yayın formatı ile sizlerle. Türk futbolunun ve İzmir futbolunun iz bırakan isimlerini, Milliyet Ege Spor Müdür Mehmet Demirtaş ve yazar Fatih Tanfer, sizlerle buluşturuyor.

  • Futbola ilk adımını Karabük’te attı ve 4 yıl profesyonel olarak takımına hizmet etti. Ardından Sarıyer’e transfer olsa da yakınları onu Altay’da görmek için elinden geleni yaptı. Yoğun uğraşlar sonrası siyah beyazlı formayı sırtına geçirdi ve bir daha da çıkarmadı. O, adı Altay’la bütünleşen bir isim. Orhan Üstündağ…
  • ”Altay için birçok defa ateşten gömlek giydim. Hiçbir zaman siyah beyazlı renkler için savaşmaktan vazgeçmedim. Bu arma altında yaşadığım her an, benim için çok özeldi”
  • ” Futbolu sadece gelir kapısı olarak gören yöneticiler, bu sporun doğasına zarar veriyor. Futbolcular, yöneticiler geçici; kulüpler ve taraftarlar bakidir. Bu asla unutulmamalı”

Koronavirüs salgını nedeniyle spor müsabakalarına verilen arada Milliyet Ege Spor Müdürü Mehmet Demirtaş ve usta kalem Fatih Tanfer, tarihin tozlu sayfalarını sizler için karıştırmaya devam ediyor. “Geçmişten Günümüze Değerlerimiz Konuşuyor” köşesiyle Türk futboluna hizmet etmiş, İzmir sporuna adını altın harflerle yazdırmış isimlerin hikayelerini, siz sporseverlere sunuyor. Sarıyer’e transfer olmasına rağmen ilginç bir kararla Altay’ın yolunu tuttu. Çok sevdiği Altay’la sevinç, üzüntü gibi birçok duyguyu bir arada yaşadı ve siyah beyazlı kulübe gönlünü verdi. Orhan Üstündağ, unutamadığı anılarını, yeni nesile önerilerini, Türk futbolunun bugünkü durumunu anlattı. Orhan Üstündağ ve Altay hikayesi sizlerle. Keyifli okumalar…

  • Sevgili Orhan Üstündağ, bize kendinizden bahseder misiniz?

1967 yılında Kastamonu’da doğdum. İlkokul ve ortaokul yıllarım babamın işi nedeniyle Karabük’te geçti. 1983 yılında Karabük genç takımına girdim. Genç takımda ve amatör olarak bir buçuk sene oynadım. O zamanlar profesyonel takımlarda amatörden 2 oyuncu oynama hakkı vardı. 1985 senesinde profesyonel imzamı attım. Profesyonelliğe geçtiğim zaman 18 yaşımdaydım. 4 sene de profesyonel takımda oynadıktan sonra, 1989 senesinde Altay’a transfer oldum. Transferim normal transferlere nazaran biraz daha tuhaf oldu. Ben, önce Sarıyer’e transfer olmuştum. 1 Haziran tarihinde transfer sezonu başlıyordu. Bu tarihten önce Sarıyer ile anlaşmıştık ancak yakınlarım beni Altay’da görmek istediklerini söylediler. Ben, Altay’dan önce Sarıyer’e imza attığımı ifade ettim. Onlar da mahkemede bu transferi iptal edip Altay’a transfer edeceklerini söylediler. 1 Haziran günü mahkemeye çıktım. Sarıyer’le olan sözleşmem iptal oldu ve Altay’a imzamı attım. Benim de Altay’la maceram böyle başladı.

  • Unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Altay’da çok güzel anılar biriktirdim. Çok kaliteli ekibimiz vardı. Sahadaki isimlerden yönetime, teknik ekipten başkana çok iyi bir kulüp olmuştuk. 1990-91 sezonunda 2. Lig’de şampiyonluk yaşamıştık. 84 puan toplayarak harika bir sezon geçirmiştik. O sezon yakalanan ekip, Altay’ı 7-8 sene daha taşıdı. Bu yüzden benim için unutulmazlar arasındadır. Bir de Altay’ın düştüğü bir sezon var. Altay’ın arkasında hiçbir siyasi güç olmadığı için biz düşmüştük, Bursaspor kurtulmuştu. Bizler, Altay için hep kritik dönemde kritik maçlara çıktık. Unutamadığım goller de var. Siyah beyazlı formayı giydiğim ilk sezon, Malatya ile oynadığımız bir maçta 90+3. dakikada golümü atmıştım. Malatya ile küme düşmemek için savaş veriyorduk. Ben de son derece önemli ve hayati olan bir golü atmıştım. Bir de benzer şekilde Konyaspor’a attığım bir gol vardı. 90+2. dakikada yaşadığım bu gol sevinci, takımıma 3 puanı getirmişti. Bu anları asla unutamam.

  • Yeni nesile önerileriniz var mı?

Futbolun Allah tarafından bizlere hediye edildiğini düşünüyorum. Futbolun nankör olduğunu söyleyenler var. Aslında nankör olan futbol değil, futbolculardır. Çalışmayı sevmeyen isimler, sporun veya futbolun nankör olduğunu düşünüyor. Örneğin iş insanları büyük riskler alıyorlar. Futbolculukta durum bu değil. Çok çalışarak 8-10 senelerini feda etmeliler. Sonra onlarca senelerini kurtarma şansları oluyor. Özel hayatlarından yeme içmeye, uykularından sosyal hayata kadar her şeye dikkat etmeliler. Bu işin sevildiği veya istendiği sürece zor olmadığı düşüncesindeyim.

  • Türk futbolunun bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

Bizim zamanımızda Bosman Kanunları yoktu. O zamanlar kulüpler çok avantajlıydı. Şu anda ise oyuncular çılgın ve abartı paralarla anılıyorlar. Bu rakamların gerçek olmadığını düşünüyorum. Futbolu iş insanları yönetmeye başladı. İş insanları, kendi şirketlerinde 1 lira harcama yaparken çok düşünüyor ancak söz konusu kulüpler olunca bonkör davranabiliyorlar. Futbol çok büyük bir sektör haline dönüştü. Büyük bir ekonomi oldu fakat her şeyden önemlisi her zaman kulüplerdir. Futbolcular, yöneticiler, idareciler geçici; kulüplerse bakidir. Kocaelispor, Manisaspor, Karabükspor gibi takımlar ne yazık ki bu kötü yönetimden dolayı dibi gördüler.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler

Kapalı